Yaygın Gelişimsel Bozukluk – OTİZM
Günümüzde her 100 çocuktan birini etkilediği bilinen ve pek çok
ailenin hayatının altüst olmasına yol açan bu bozukluğun yirminci
yüzyılın ortalarına kadar bir adı bile yoktu. 1943′te Dr. Leo Kanner 11
çocuk üzerinde yaptığı çalışmalar sonunda literatüre ‘Erken Çocukluk
Otizmi’ terimini kazandırdı. Aynı yıllarda Hans Asperger bugün Asperger
Sendromu olarak bilinen, aynı bozukluğun daha hafif bir biçimini
tanımladı. Kanner üzerinde çalıştığı 11 çocukta, sosyal ilişki kuramama,
dili iletişim için kullanmama, ekolali, tekrarlayıcı davranışlar,
değişiklikleri tolere edememe gibi günümüzde de tanı kriterleri içinde
olan özellikler yanında, geçerliliğini yitirmiş bazı özellikler de tarif
etmiştir. Otizm DSM-III tanı sınıflamasına kadar çocukluk çağı
psikozları arasında yerini almıştır. Yıllar süren değerlendirmeler
sonunda araştırmacılar, otizm ile çocukluk şizofrenisinin ayrı
bozukluklar olduğu konusunda birleşmişlerdir ve otizm resmi bir
sınıflama terimi olarak DSM-III’e girmiştir. 1994 yılında DSM-IV
(Uluslararası Ruhsal Hastalıklar Tanı ve istatistik El Kitabı) içinde
Yaygın Gelişimsel Bozukluklar (günümüzde Otistik Spektrum Bozuklukları
terimi daha çok kullanılmaktadır) başlığı altında yerini almıştır. Rett
Sendromu, Çocukluk Çağı Desintegratif Bozukluk, Asperger Sendromu ve
Başka Türlü Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk / Atipik Otizm
de bu başlık altındadır.
Otizm Nedir?
Otizm yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam
eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler,
tekrarlayıcı davranış ve kıstlı ilgi alanları ile kendini gösteren,
karmaşık gelişimsel bir bozukluktur.